Ana Sayfa   Forum   Bloglar   Albümler   Sinema   Yerli Dizi   Yabancı Dizi   Gruplar

AtaBB Forum   Türkçe-Turkish İngilizce-English

 Advanced Search

ATABB


Her Zaman Daha İyisini Arayanın

 

Geri Git   AtaBB Community > AtaBB Genel Konular > Dini Konular

Dini Konular Din hakkında bilmediklerimiz ve merak ettiklerimiz.

Konunun Derecesi - Tesbih deyip geçmeyelim.

Cevapla
 
LinkBack Konu araçları
Eski 26-12-2007, 07:15 PM   #1 (permalink)
@Rİ
Moderator
 
User ID: 1008
Giriş Tarihi: 09-05-2007
Mekan: TOKAT
Yaş: 37
Mesajlar: 604
MSN yoluyla mesaj gönder @Rİ
Standart Tesbih deyip geçmeyelim

Bir okuyucumuz, Belçika’da Fransızca kursuna devam ederken, namaz tesbihatının dışında pek cebinden çıkarmadığı tesbihini, farkında olmadan eline alınca, yanında bulunan kurs öğrencisi bir İspanyol genç “Siz Müslüman mısınız? Elinizde bir tesbih görüyorum. Ben, bana İslamiyet’i anlatacak birisini arıyordum.” demiş.
Böylece adımını yeni bir dünyaya atmıştır.
Kolombiya’ya giden bir okuyucumuz da ticari işleri için üst seviyede bir kişiyle görüşürken gayri ihtiyari elini cebine atıp tesbihini çıkarıp çekmeye başlıyor. O kişi okuyucumuza niçin tesbih çektiğini soruyor. O da stres atmak için çektiğini söyleyince “Bu tesbihi bana verir misin?” diyor. Tesbihi verirken de ona “Ama bir şartı var. Lâ ilâhe illallah diye diye çekeceksiniz.” diyor. “Lâ ilâhe illallah” deyip çekmeye başlayınca “Evet, hissediyorum!..” diyor.


Bir okuyucumuz da e-mail ile şöyle bir hatırasını göndermiş:
“On sene önce Manisa’dan komşumuz emekli imam Ahmet Balkan hocamdan dinlediğim bir hidayet hatırasını ‘Güzel hatıralarınızı paylaşın ki unutulmasın.’ ricanız üzerine yazıp gönderiyorum. Elli beş yaşlarında bir İsviçreli, bir gün trene biniyor, oturuyor. Karşısında bir kişi, halinden gayet mutmain bir şekilde elinde bir şeyle meşgul... Ne olduğunu anlamıyor, soramıyor da. Ama adamın bu hali ve o meşgul olduğu şey onu çok etkiliyor. Bu ruh haliyle durakta iniyor ve kalabalığa karışıyor. Bu arada bir bakıyor ki o çok merak ettiği adamın elinde gördüğü şey yerde karşısında duruyor. Hemen alıyor cebine atıyor. Tahmin etmişsinizdir ne olduğunu; bir tesbihtir bu. O günden sonra sürekli bu tesbihle ilgileniyor, oynuyor, gittiği her yere beraberinde götürüyor tesbihini İsviçreli. Öyle bağlanıyor ki tesbihine, ailesi de tuhaf karşılıyor artık bu bağlılığı. Gel zaman git zaman bir gün tesbih aniden ortadan kayboluyor. Yenisini nereden bulurum derdine düşüyor. Bu sefer İsviçreli, arıyor, soruyor, soruşturuyor. Arkadaşları ‘Belki öyle bir şeyi Türklerin ibadet için gittikleri yerde bulursun.’ diye tavsiye ediyorlar. İsviçreli de kalkıp geliyor bir gün mescidin birine, o esnada cemaat namaz halinde. Arkada kenarda bekliyor, namaz bitince yaklaşıp hem tesbihi hem de orada eğilip, yere yatıp kalkıp ne yaptıklarını soruyor. Cemaat ve imam -rahmetli Ahmet Balkan- dilleri döndüğünce anlatıyorlar. Tesbih veriyorlar. İsviçreli de ilgileniyor. Cemaatten ‘İstersen cuma günü gel, bizi izle.’ diyorlar. Hocam da ‘Gelirsen yıkanıp gel böylesi daha güzel olur.’ diyor. Cuma oluyor İsviçreli tam söylenen vakitte mescidin kapısındadır: ‘Yıkandım geldim.’ diyor, oturup arkadan izliyor. Cuma namazı bittiğinde bizim cemaat için artık ikinci bayram yaşanacaktır. Çünkü İsviçreli hemen yanaşıp ‘Karar verdim, ben Müslüman olacağım.’ diyor. İsviçreli, cemaat, imam artık herkes sevinç içindedir. Fotoğraflarını bir görmelisiniz; hidayet bir insanın yüzüne ancak bu kadar güzel sinebilir. Herkes mutluluktan gözyaşları içinde. En çok da İsviçreli sevinçten gözyaşlarına boğulmuş. Herkesle sarmaş dolaş vaziyette görünüyor fotoğraflarda. Adeta yeniden doğmuş gibi. İsviçreli hemen Kelime-i Şehadet getiriyor ve adını Mahmut olarak değiştiriyor. İlk sorduğu şey, “Şimdi ne yapmam lazım?” oluyor. Ahmet hocam da sırasıyla abdesti, namazı, namaz sûrelerini, duaları, Kur’an-ı Kerim’i sonra zamanla da her şeyi öğretiyor. Anlattığına göre Mahmut her zaman tam vaktinde düzenli şekilde hiç aksatmadan gelmiş derslerine.
İlerlemiş yaşına rağmen kısa zamanda her şeyi de öğrenmiş ve hemen hayatına geçirmiş. Mesleği, belediye orkestrasında müzisyenlik olan Mahmut, yaklaşan emekliliğinde ilk iş olarak hemen hacca gitmeye hatta İstanbul’daki camileri gezmeye kadar planlamış. Öyle ki İspanya’da ölüm döşeğindeki yaşlı annesinin son dakikada Müslüman olmasına ve İspanya’daki annesinin evini camiye çevirmeye kadar birçok güzel işlere vesile olmuş bile...” Evet, bir tesbih deyip geçmeyelim.


Abdullah Aymaz
__________________


DALIMI KIRANIN KÖKÜNÜ SÖKERİM
@Rİ şuan çevrimiçi  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Etiketler
deyip, gecmeyelim, tesbih

Konu araçları

Gönderi Kuralları
Kendi yeni konularını düzeltemezsin
Kendi mesaj cevap yazamazsın
Kendi mesaj eklentilerini düzeltemezsin
Kendi mesajlarını düzeltemezsin

BB Kod Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 08:13 PM.


Desteklediklerimiz
Reseller Hosting, Dedicated Server, ahosting.biz, ozmena Forum, Uyuz Adam, Number1Forum


Powered by vBulletin® Version 3.7.3 Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO