|
||||
| Sinema | Hava Durumu | Bloglar | Üye Albümleri | Gruplar | Referanslar | İstatistikler | Yasaklı Üyeler | Yerli Diziler | Yabancı Diziler |
|
|||||||
| Üye Ol - Register | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Sosyal Gruplar | Takvim | Arama | Bugünün Gönderileri | Forumları Okundu İsaretle |
| Genel Konular Genel içerikli konular, yorumlar ve eleştiriler |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu araçları |
|
|
#11 (permalink) |
|
Junior Member
![]() User ID: 409
Giriş Tarihi: 28-02-2007
Mesajlar: 77
|
KÜÇÜK BİR ÇOCUK,
Deniz kenarına oturmuş, gözlerinide ilerdeki bir noktaya dikmişti. Belki de bir saattir öylece duruyordu.Onun bu hâli, alışveriş için balıkçı sandallarının kıyıya dönmesini bekleyen bir ihtiyarın dikkatini çekti. Yaşlı adam, seke seke onun yanına gidip: - Merhaba delikanlı!. dedi. Bu gün deniz çok harika değil mi? Küçük çocuk, başını çevirmeden; >- Ama rüzgârlı, dedi. Topum denize düşünce sürükleyip götürdü. Adam, çocuğun yanına oturup: - Eğer biraz genç olsaydım, yüzüp onu alırdım!. dedi. Ama şimdi adım bile atamıyorum. Küçük çocuk, ona cevap vermedi. Ve kıyıdan uzaklaşan topunu daha iyi görebilmek için, hemen yanındaki tümseğe çıktı. Yaşlı adam, sakin bir ses tonuyla: - Ümidini hiçbir zaman kaybetme!. dedi. Bence dua etsen çok iyi olur. Çocuk, büyük bir sevinçle: - Dua etsem topum geri gelir mi? diye sordu. Denize düştüğü yeri bilir mi? - Allah isterse eğer, ona öğretir!. dedi ihtiyar. Topun geri gelmese de, duaların sevabı sana yeter. Küçük çocuk, yaşlı adamın sözlerini biraz düşündükten sonra, her okuduğunda dedesinden bahşiş kopardığı duaları ard arda sıraladı. Daha sonra da, topun dönmesi için Allah'tan yardım istedi. Ama üzüntüsü azalmamıştı. O topa bir sürü para harcamış, bayram parasını bile ona katmıştı. Şimdi artık tek şansı, bazen olduğu gibi, rüzgârın âniden yön değiştirmesiydi. Ama deniz çok büyüktü, topu ise küçücük. Akşam üstü hava biraz daha sertleşti. Ve güneş batmak üzereyken sandallar döndü. Çocuk, eve gitmek istemiyordu. Bu yüzden de ihtiyarla birlikte oyalandı. Yaşlı adam, hep aynı balıkçıdan alışveriş yapardı. Sonunda onu bulup: >- Avınız inşallah iyi geçmiştir!. dedi Eğer varsa, birkaç kilo alabilirim. Sandaldaki adam, bir kova içindeki balıkları gösterip: >- Zaten ancak o kadarcık tutmuştum, dedi. Denizde "av" diye bir şey kalmadı. - Dua etmeyi denediniz mi? diye atıldı çocuk. Ümidinizi sakın kaybetmeyin!. Balıkçı için her şey tesadüftü. Bunun için de "rasgele" derlerdi. Ama şimdi bir şey hatırlamıştı. Yıllar yılı unuttuğu bir şeyi.Çocuğun yanaklarını okşarken: - Dua ha!. diye mırıldandı. O zaman tutar mıyım? - Tutamasanız bile, duaların sevabı size yeter, dedi çocuk. Bunu yeni öğrendim. Balıkçı, böyle bir sözü ilk defa duyuyordu. Başını ağır ağır sallayarak: - Ben de yeni öğrendim!. diye gülümsedi. Üstelik de küçük bir öğretmenden. Çocuk, bu sözlerden çok hoşlanmıştı.Artık topun gitmesine üzülmüyordu. Yanındaki yaşlı adam ona bir göz kırparken, balıkçı tekrar sandala yöneldi ve ağların üzerindeki eski örtüyü açtı. Bir top vardı orada.Henüz ıslak olduğundan, ışıl ışıl parıldayan bir futbol topu. Balıkçı, onu çocuğa uzatıp: - Öğretmenlerin hakkı hiç ödenmez!. dedi. Bunu biraz önce denizde buldum!. Küçük çocuk, rüyada olmalıydı. Hiç beklenmedik şeylerin yaşandığı bir rüya. Aceleyle sağa sola bakındı. Ama her şey gerçekti. Balıkçı da, sandal da, ihtiyar da... Topu ise, işte ellerindeydi. Ona sıkıca sarılıp: - Bir daha benden izinsiz gezmek yok!. dedi. Ya dua etmeseydim ne olurdun o zaman? |
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
|
Junior Member
![]() User ID: 409
Giriş Tarihi: 28-02-2007
Mesajlar: 77
|
Bir zamanlar Afrika'daki bir ulkede hukum suren bir kral vardi... Kral, daha cocuklugundan itibaren arkadas oldugu, birlikte buyudugu bir dostunu hic yanindan ayirmazdi. Nereye gitse onu da beraberinde gotururdu... Kralin bu arkadasinin ise degisik bir huyu vardi. Ister kendibasina gelsin ister baskasinin, ister iyi olsun ister kotu,her olay karsisinda hep ayni seyi soylerdi:"Bunda da bir hayir var!"Bir gun kralla arkadasi birlikte ava ciktilar. Kralin arkadasitufekleri dolduruyor, krala veriyor, kral da ates ediyordu.Arkadasi muhtemelen tufeklerden birini doldururken bir yanlislik yapti ve kral ates ederken tufegi geriye dogru patladi ve kralinbas parmagi koptu.Durumu goren arkadasi her zamanki, herzamanki sozunu soyledi:"Bunda da bir hayir var!" Kral aci ve ofkeyle bagirdi:"Bunda hayir filan yok Gormuyor musun, parmagim koptu?"Ve sonra da kizginligi gecmedigi icin arkadasini zindanaattirdi.Bir yil kadar sonra, kral insan yiyen kabilelerin yasadigive aslinda uzak durmasi gereken bir bolgede birkac adamiylabirlikte avlaniyordu. Yamyamlar onlari ele gecirdiler vekoylerine goturduler. Ellerini, ayaklarini bagladilar vekoyun meydanina odun yigdilar. Sonra da odunlarin ortasinadiktikleri direklere bagladilar. Tam odunlari tutusturmayageliyorlardi ki, kralin basparmaginin olmadigini farkettiler.Bu kabile, batil inanclari nedeniyle uzuvlarindan biri eksikolan insanlari yemiyordu. Böyle bir insani yedikleri takdirdebaslarina kotu olaylar gelecegine inaniyorlardi. Bu korkuyla,krali cozduler ve saliverdiler. Diger adamlari ise pisirip yediler.Sarayina dondugunde, kurtulusunun kopuk parmagi sayesindegerceklestigini anlayan kral, onca yillik arkadasina revagordugu muameleden dolayi pisman oldu. Hemen zindana kostuve zindandan cikardigi arkadasina basindan gecenleri bir biranlatti. "Hakliymissin!" dedi. "Parmagimin kopmasinda gercekten de bir hayir varmis.Iste bu yuzden, seni bu kadar uzun sure zindanda tuttugumicin ozur diliyorum. Yaptigim çok haksiz ve kotu birseydi.""Hayir" diye karsilik verdi arkadasi. "Bunda da bir hayir var.""Ne diyorsun Allah askina?" diye hayretle bagirdi kral. "Bir arkadasimi bir yil boyunca zindanda tutmanin neresinde hayir olabilir.."Dusunsene, ben zindanda olmasaydim, seninle birlikte avda olurdum, degil mi?" Ve sonrasini dusunsene?
|
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
Junior Member
![]() User ID: 409
Giriş Tarihi: 28-02-2007
Mesajlar: 77
|
Hintli bir yasli usta, çiraginin sürekli herseyden sikayet etmesinden bikmisti. Bir gün çiragini TUZ almaya gönderdi. Hayatindaki herseyden mutsuz olan çirak döndügünde, yasli usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atip içmesini söyledi. Çirak, yasli adamin söyledigini yapti ama içer içmez agzindakileri tükürmeye basladi. "Tadi nasil?" diye soran yasli adama öfkeyle "aci" diye cevap verdi. Usta kikirdayarak çiragini kolundan tuttu ve disari çikardi.Sessizce az ilerdeki gölün kiyisina götürdü ve çiragina bu kez de bir avuç tuzu göle atip, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çirak, agzinin kenarlarindan akan suyu koluyla silerken ayni soruyu sordu: "Tadi nasil?" "Ferahlatici" diye cevap verdi genç çirak. "Tuzun tadini aldin mi?" diye sordu yasli adam, "hayir" diye cevapladi çiragi. Bunun üzerine yasli adam, suyun yanina diz çökmüs olan çiraginin yanina oturdu ve söyle dedi: "Yasamdaki istiraplar tuz gibidir, ne azdir, ne de çok. Istirabin miktari hep aynidir. Ancak bu istirabin aciligi, neyin içine konulduguna baglidir. Istirabin oldugunda yapman gereken tek sey istirap veren seyle ilgili hislerini genisletmektir.
Onun için sen de artik bardak olmayi birak, göl olmaya çalis." |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| dusundurucu, hikâyeler |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Reseller Hosting, Dedicated Server, ahosting.biz, ozmena Forum, TVPano Forum, Xyeni, Number1Forum | |