|
||||
| Sinema | Hava Durumu | Bloglar | Üye Albümleri | Gruplar | Referanslar | İstatistikler | Yasaklı Üyeler | Yerli Diziler | Yabancı Diziler |
|
|||||||
| Üye Ol - Register | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Sosyal Gruplar | Takvim | Arama | Bugünün Gönderileri | Forumları Okundu İsaretle |
| Genel Konular Genel içerikli konular, yorumlar ve eleştiriler |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu araçları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Junior Member
![]() User ID: 409
Giriş Tarihi: 28-02-2007
Mesajlar: 77
|
Memleketimden İnsan Manzaraları (1)
İnsanın kıymetini dili belirler ve insan onunla mutluluğa erer; insanı, dil kıymetten düşürür ve insanın dili yüzünden başı gider.( Yusuf Has Hacip) Büyük bir özlenle memleketime gittim. Ve daha önceden tanımadığım güzel insanlarla tanıştım, kaynaştım. Hoşça vakitler geçirdim. Birgün aklıma bir fikir geldi, yürüyerek neden gezmiyorsun diye!Bende karar verdim gezmeye. Hava hafifçe kapalı bir güne rastlamıştı Çifteköprü'ye yürüyüşüm. Yürüyüş esnasında ilğimi çeken heryerin fotoğraflarını da çekiyordum. O sırada yağmur birden baştırdı, ıslanmaya başlamıştım. Bir yere sığınarak yağmurun dinmesini bekledim ve nihayet yağmur çise halinede yağmaya başladı. Bende dönüp dönmeme arasında düşünürken, epeyce yürüdün dönmek yok diye düşümcemi perçinliyerek yürüyüşüme devam ettim. Yol boyunca derenin üstünde bir çok yaya köprülerine rastladım. Fotoğraflarını çekmek için bir tanesine yaklaştığımda ayağım çamurdan kayarak, yere düştüm. Üstüm başım çamur içinde kalmıştı. Birde üstelik ayağımıda yara bere içinde bırakmıştım. Kendi kendime kızarak: -Dönseydin bunların hiç biri olmayacaktı, bak ne hallere düştün, diye düşündüm. Bir küçük olayda yılmamalıydım. Bir karar vermiştim yerine getirmeliydim. Ve yeniden yola koyuldum. Yolda ilerlerken gördüğüm herşeyin fotoğrafını çekiyordum. Taşkırma ocağının orasına kadar geldim. Taş kırma oçağına bakarken: -Niteliksiz çalışma sergilediklerini görerek üzüldüm. Ve nihayet Çifteköprü'ye ulaştım! Etrafta benim gibi gelip fotoğraf çeken başkalarıda vardı. Hepsi de hasret, memleketinin bir değerine sahip olmak için oradaydılar! Bende çekmeye başladım, orada bir ev vardı o evin üstünde ki kayalıktan daha iyi poz yakalarım diye o kayalığa çıktım, fotoğrafları çektikten sonra inmeye başladım. Tabi ki çimenler ıslak olduğundan, yerde kaygandı, bende kayarak baş aşağıya yere düşerken, oraya buraya tutunarak yuvarlanarak aşağıya düştüm. O arada köprüden bir araba evin önüne yaklaştı. Bende üstümü başımı temizlemek için köprübaşında ki muşluğa gittim. Suyla temizlenirken, bir bey amca seslendi: -Hey orada ne yapıyordun! -Hiç Çifteköprü'nün değişik açıdan fotoğrafını çektim! -Orası fotoğraf çekme yeri değil? Çekeceksen yol burası buradan çek! Kişinin bana böyle yaklaşmasından,niyetini sezdim. -Ben sandığınız kişi değilim! Yabancı değilim, Çiğazenliyim! -Oradan çekme o kadar! Bende artık karşımdakine bir çift söz şöylemem gerektiğini hissederek şunu dedim: -Öncelikle oradan fotoğraf çektiğimi görmüş olmalısınız ve oradan düştüğümüde gördüğünüz halde bile bunları söylediniz. Sizinle polimiğe girmiyecem, yalnız şu söylüyecem; öncelikle bir selam verseydiniz ve geçmiş olsun düştüğünüzü gördüm demiş olsaydınız, çok güzel bir yaklaşım olacaktı bence! Hem orası sizin bahçe olsaydı çit olurdu, çit olmadığına göre ve yaya yolu olduğuna göre bende orasını sahsın olmadığına kanaat getirip oraya çıktım, dedim. -Bir sizin yaklaşımınız bir dedemin yaklaşımını size anlatayım! - Bizim evin etrafında ve bazılarıda yol kenarında olmak üzere bir çok meyve ağacı vardır. Yol kenarında ki erik ağaçında bir erik olur ki koş kocaman! Bahçe içinde ki erik o kadar büyük olmaz, bende bu eriklerin çocukların yemesine engel olurdum. Dedem birgün benim çocukları kovaladığımı gördü ve bana yetişerek bir Osmanlı tokatı attı. Ve dedi ki: -Oradaki erikler yoldan geçenler yesin diye dikildi, onun içindir ki o erikler bereketli oluyor. İnsanların göz hakkıdır onlar! Dedi. Ve hikayemi bitirdikten sonra bey amcaya dönerek dedim ki: Memleketimin gözel insanları gitmiş, yerine siz gelmişsiniz! Diyerek oradan uzaklaştım. Ama hala arkamdan birşeyler söylendiğini duyuyordum. Yolda hızlıca giderken Mevlana'nın şu sözü aklıma geldi: ''Nice insanlar gördüm üstünde elbise yok, nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.'' |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| insan, manzaralari, memleketimden |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Reseller Hosting, Dedicated Server, ahosting.biz, ozmena Forum, TVPano Forum, Xyeni, Number1Forum | |