|
||||
| Sinema | Hava Durumu | Bloglar | Üye Albümleri | Gruplar | Referanslar | İstatistikler | Yasaklı Üyeler | Yerli Diziler | Yabancı Diziler |
|
|||||||
| Ana Sayfa | Forum | Üye Ol - Register | Bloglar | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünün Gönderileri | Forumları Okundu İsaretle |
| Sağlık Genel sağlık bilgileri |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu araçları |
|
|
#21 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,027
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Pamukçuk
Bebeğin ağzında, ağzının içinde ve çevresinde süte benzer ince bir tabakadır. Yanak iç tarafları bazen dilde, damakta ve dişetlerinde peynire benzeyen çıkıntılı beyaz lekeler şeklinde görülür. En çok yenidoğanda görülür fakat bazen daha büyük bebeklerde görülebilir. Özellikle antibiyotik verilen bebeklerde bu enfeksiyon oluşur. Etken ve bulaşma: Pamukçuk olarak bilinen mantar enfeksiyonu bebeğinizin ağzında sorun oluştursa da, aktivitesine daha önceden doğum kanalında monila sınıfı mantar enfeksiyonu olarak başlamıştır ve bebeğinizin bu enfeksiyonu aldığı yer de orasıdır. Enfeksiyonun etkeni kandida albicans'tır ve bu organizma normalde ağız ve vajinada yaşar. Diğer mikroorganizmalarla aynı anda kontrol edilir ve genelde problem çıkarmaz. Fakat bu denge bozulduğu zaman -hastalık, antibiyotik kullanımı ve hormonsal değişiklikler (gebelik gibi)- mantar için uygun olan koşullar oluşur. Teşhis: Pamukçuk ağızda meydana gelen hafif bir mantar enfeksiyonudur.Yanakların iç tarafına, dilin üzerine ve ağzın tavanına sürülmüş beyazımsı lekelere benzer. Eğer beyaz leke kazınılırsa, altında deri yanmış gibi görünür ve kanayabilir. Pamukçuk sağlıklı yeni doğmuş bebeklerde meydana gelir. Pamukçuk olan bebeğin ağzı yaradır. Bebek emzirilirken rahatsızdır ve hatta emzirilmeyi reddedebilir. Eğer bebeğinizde pamukçuk olduğundan kuşkulanıyorsanız doktora başvurun . Teşhis koymak için çoğunlukla parmak suretiyle bile muayene yeterli olmaktadır. Tedavi: Sağlıklı bir yeni doğmuş bebek genellikle hastalığı kendi başına yenebilmektedir. Fakat özellikle pamukçuk geniş bir alana yayılmışsa bazı anti-mantar ilaçlar iyileşme sürecini hızlandırabilir. Maya enfeksiyonun kendisi tehlikeli değildir ancak ağrı yapar. Ender olarak anti-mantar ilaçlarla tedavi edilmezse komplikasyon görülür. |
|
|
|
|
|
#22 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,027
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Pigmentli Benler
Sütlükahve lekeleri: Bu çıkıntısız lekeler ten renginden (süt dolu kahve), açık kahveye (çok az sütlü kahve) değişen renklerde olabilirler ve vücudun herhangi bir yerinde görülebilirler. Yaygın sayılırlar. Doğumda veya yaşamın ilk birkaç yılında belirgindirler ve ortadan kaybolmazlar. Çocuğunuzda çok sayıda sütlü kahverengi lekeler varsa (altı veya daha fazla), bunu doktorunuza danışın. Bazı hastalıklar ile beraber çok sayıda görülebilirler. Doğumsal pigmentli nevüsler: Bu benler açık kahveden siyaha kadar değişen renklerde ve tüylü olabilir. Küçük olanları daha yaygındır. Büyük olanları yani 'dev pigmentli nevüsler' enderdir. Fakat sonradan habisleşme eğilimi taşırlar. Büyük benlerin ve şüpheli küçük benlerin kolayca alınabildikleri sürece uzaklaştırılması önerilir ve uzaklaştırılamayanlar, bunların tedavisine alışkın olan bir doktor tarafından dikkatle izlenebilir. |
|
|
|
|
|
#23 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,027
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Sarılık
Sarılığın bir çok nedeni olabilir. Yeni doğanlarda görülen sarılığın en sık nedeni 'fizyolojik sarılıktır'. Tüm yeni doğanlarda plazma bilirubin düzeyleri erişkinlerden daha yüksektir ve yeni doğanların yüzde 50'si hayatın ilk beş gününde klinik olarak sarılıklıdır. Normal yeni doğanlarda bilirubin yüzde 4-5 mg civarındadır. 48. saatte yüzde 10 mg'a kadar çıkabilir, ancak 7-10 günde normal düzeylere iner. Yeni doğanların yüzde 5'inde serbest bilirubin düzeyleri yüzde 15 mg'ı aşabilir. Patolojik sarılık çok daha az sıklıkla görülmektedir. Çeşitli nedenlere bağlı olabilir. Bunlardan bazıları: Kan grubu uyuşmazlığı - Rh uyuşmazlığı Tıkayıcı sarılık Intrauterin veya yeni doğan enfeksiyonları (viral hepatit vs) Kalıtsal karaciğer enfeksiyonları Fizyolojik ve patolojik sarılık arasındaki farklar: Fizyolojik sarılıkta sararma bebeğin yaşamının ikinci veya üçüncü gününde başlar. Prematüre bebeklerde ise sararma daha geç başlar (genellikle üçüncü veya dördüncü günde). Patolojik sarılık ise genellikle ilk 24 saatte ortaya çıkar ya da çok daha geç başlayabilir. Fizyolojik sarılık bebek bir haftalık ya da 10 günlük olduğunda azalır. Prematüre bebeklerde ise daha uzun (15 gün sürer). Patolojik sarılık daha uzun sürer. Fizyolojik sarılıkta bilirubin değeri 12mg'dan azdır. Prematürelerde ise 15mg'dan azdır. Patolojik sarılıkta ise bilirubin değeri daha yüksektir. Bebek sarılığı, fizyolojik sarılık, yenidoğan sarılığı Doğumu takip eden günlerde birçok bebek sarı ile turuncu arası bir renk alır. Bu bilinen ve beklenen bir olaydır. Bebek doğarken beraberinde alyuvarlarla gelir, alyuvarlar kanın içindeki oksijeni akciğerlere taşırlar. Çocuk nefes alıp akciğeri açılınca, kan devrana başlar. Bu sırada alyuvarların bir bölümü yok olur. Yok olan alyuvarlar bebeğin karaciğeri ve dalağı tarafından imha edilir. Ama bazı bebekler bu kadar çok işe yaramaz hücreyi yok edemez. Bu karaciğerin tam oluşmamasından kaynaklanır. Bu artıklar kanda birikir ve bebek sarılığına yol açarlar. Bu hastalığın kısa sürede iyileşmesinde ışığın büyük önemi vardır. Bu yüzden sarılık olan bebekler beyaz veya mavi ışığın altına koyulurlar. Bazen de sarılık çocuğun karaciğerinden kaynaklanır. Karaciğer görevini yapar fakat safra kesesi karaciğerden gelen bu maddeleri bağırsaklara ulaştıramaz. Bu yüzden de bebeğin kakası çok renksiz olur. Hafif fizyolojik sarılık genellikle tedaviye ihtiyaç duymaz. Daha ağır olgularda ultraviyole ışığın kullanıldığı fototerapiyle etkili biçimde iyileştirilebilir. Tedavi sırasında bebekler çıplaktır ve gözleri ultraviyole ışıktan zarar görmemesi için kapatılır. Ayrıca deriden çok fazla miktarda su kaybı olduğu için bebeğe dışardan sıvı verilir ve beslenmesi bebek odasıyla sınırlandırılır. Anne sütü sarılığı Bir bebeğin doğumundan sonraki ilk haftadan sonra sarılık olmasının nedeni anne sütü (her ne kadar böyle bir durum anne sütüyle beslenen ve normal zamanında doğmuş 200 bebekten 1'inde meydana geliyorsa da) ya da kan ve karaciğer hastalıklarından olabilir. Kan bilirubin düzeyleri meme emziren bebeklerde biberonla beslenen bebeklere kıyasla genelde daha yüksektir ve uzun süre (altı hafta kadar) yüksek kalabilir. Bunun abartılı fizyolojik sarılık olduğu ve tıbbi açıdan önemli olmadığı düşünülmektedir. Emzirmeye devam edilmesi önerilir.Emzirmeyi kesmek ve şekerli su vermek bilirubin düzeylerini azaltmaktan çok arttırır ve süt üretimini de olumsuz etkiler. Gerçek anne sütü kaynaklı sarılık, bebeğin yaşamının ilk haftasının sonunda bilirubin düzeyleri hızla arttığında veya patolojik sarılığın diğer nedenleri dışlandığında akla gelmelidir. Anne sütü sarığının nedeni bilinmemektedir. Sorumlu etkenin anne sütünde bulunan bir madde olduğu düşünüldüğünden bu tip sarılığa anne sütü sarılığı adı verilmiştir. Tanı, yaklaşık 36 saat süreyle anne sütü yerine mama verildiğinde bilirubin düzeylerinde görülen şaşırtıcı düşüş ile koyulur (bu süre içinde anne memelerindeki sütü besleme zamanlarında toplamaya ve süt rezervini doldurmaya devam eder). Emzirmeye başlanıldığında bilirubin düzeyleri yeniden artar, fakat önceki düzeye kadar artmaz. Birkaç hafta içinde bu durum düzelir. Not: Anne sütü sarılığı olan bebeklerin bazılarında yaşamın ilk 3 gününde de yüksek bilirubin düzeyleri görülür (erken tip). Bilirubin düzeyinin 4. günden başlayarak giderek arttığı ve 10-15. günlerde 10-20 mg/dl'ye ulaştığı tipe de geç tip anne-sütü sarılığı adı verilir. |
|
|
|
|
|
#24 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,027
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Tetanos
Etkeni 'Klostridyum tetani' adlı bakteridir. Bu mikrop organizmada yaygın olarak toprak ve hayvan dışkılarında bulunur. Hastalık tüm dünyada görülür. Tetanos her yaşta her cinste görülür. Yaz aylarında erkeklerde tekrar oranı daha fazladır (yaraların toprakta kontaminasyonu nedeniyle). Gelişmekte olan ülkelerde (Türkiye dahil) yeni doğan tetanosu yaygınlığını sürdürmektedir. Göbek kordonunun steril olarak kesilmesi ve iyi bakımı, hamile annenin tetanos toksini ile aşılanması yeni doğanda hastalığı önler. Bulaşma: Özellikle kırsal kesimde bulunan toprak, toz insan ve hayvan dışkıları bu hastalığa neden olan mikrobu taşırlar. Yani tetanos riski çok büyüktür. Korkulması gereken büyük yaralanmalar değildir. Onları zaten doktor görür. Ama ufak sıyrıklar, çizikler, kıymık batmaları çok daha tehlikelidir. Böcek sokması, köpek ve kedi ısırığı tetanosun giriş kapılarıdır. Bu yüzden en ufak çizik veya sıyrık itina ile temizlenip dezenfekte edilmelidir. Derin yaralar, yanıklar, ezikler ve diğer yaralanmalar organizmanın büyümesi için uygun ortam hazırlar. Ancak nadir olarak, bazı durumlarda herhangi bir giriş kapısı saptanamaz. Bulgular: Kuluçka süresi 5 ile 14 gün arasındadır. Hastalık sinsice, istemli kasların sertliğinin giderek artmasıyla başlar. Genellikle ilk olarak çene ve boyun kasları tutulur. Dikkat: Bebeklerde ilk bulgu emmede güçlük olabilir. 24-48 saat içinde hastalık tam olarak gelişir. Rijidite hızla göğüs ve uzuvlara yayılır. Çene kasları spazmı ile 'çenetlenmiş çene' gelişir. Alın kırışıklığı, kaşların çatılması ve ağız köşelerinin çekilmesi ile yüz özel bir görünüm alır (sardonik gülüş). Karın duvarı tahta gibi serttir. Ağrılı spazm şeklinde olan ve birkaç saniye ve dakika devam eden kasılmalar, parlak ışık, ani ses ve hastanın hareketi gibi çeşitli uyaranların etkisi ile başlar. Şuur genellikle açıktır. Ateş genellikle yoktur ya da orta derecededir. Haftalar sonra kasılmaların sıklığı, şiddeti azalır ve yavaş yavaş kaybolur. Bir çok vakada ölüm 10. günden önce olur. Korunma: Göbek kordonu bakımı temiz bir şekilde yapılmalıdır. Yaralanmalardan sakınılmalı ve yaraların temizlenmelidir. Bu ölümcül hastalıkla savaşmak için yüzde 100 etkili bir aşı vardır (DTB). Çocuğun aşılarının düzenli olarak yapılmasına itina gösterilmelidir. Yaralanma durumunda doktor, yeni aşılanmış çocuğa tekrar aşı yapmaya veya yapmamaya karar verecektir. Aşı olmamış çocuklarda Gamma-globulin ve birinci tetanos iğnesi yapılır. Bundan sonra aşıya devam edilmelidir. |
|
|
|
|
|
#25 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,027
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Toksik Eritemi
Latince adı Erytema Neonatarum'dur. Belirtiler: Kırmızı bir yüzey üzerinde kendini beyaz sivilceler ya da kabarcıklarla belli eden bir döküntü. 5-6 mm çapında ortaları pire ısırığına benzer sarımsı beyaz lezyonlardır. Nedeni bilinmemektedir. Özellikle doğumdan sonra ikinci günde görülürler. 1-2 haftada kendiliğinden kaybolur. Normal zamanında doğmuş bebeklerde takriben yüzde 50'si (premetüre bebeklerde daha az) doğumdan 1 ila 3 gün sonra toksik eritem geliştirirler. Genellikle yüzde, karın bölgesinde ve kol ve bacaklarda meydana gelir ve pire ısırığını andırır. Döküntüleri zararsızdır ve hiçbir tedavi gerektirmez, genellikle birkaç gün içinde geçer. |
|
|
|
|
|
#26 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,027
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Uçuk (Herpes)
Özellikle deri-mukoza birleşme yerleri Toplumun yüzde 20-40'ında görülen bir herpes enfeksiyonudur. Lezyon ağrı ve kaşıntı hissi ile başlar. Bir iki gün sonra önce kırmızı sivilceler oluşur,sonra bunlar su toplar, parlak açık bir renk alırlar. Daha sonra kuruyup kabuk bağlar ve 10 gün sonra yok olurlar. İz bırakmazlar. Grup halinde çıkan ve kaybolan lezyonlardır. Ateşli hastalıklar sırasında herpes lezyonu görülebilir. Herpes küçük çocuklarda dudaklarda, diş etlerinde, dilde, ellerde, parmaklarda yerleşir. Adolesans çağında uçuk en çok ağızda ve cinsel organlarda görülür. Yenidoğan herpes tehlikeli olabilen bir hastalıktır. Herpes Labialis ağız mukozasında görülen tekrarlayıcı bir viral enfeksiyondur. En sık görüldüğü yer mukoza-deri birleşme yerleri ve özellikle dudak ağız kenarıdır. Bebeğin çevresinde uçuklu kimse bulunmamalıdır. Çünkü uçuk virüsü çok bulaştırıcıdır. Bu virüs çocukta sinir sistemini tahrip eden bir hastalığa neden olur. Hamile kadında uçuk varsa bazı önlemler alınması gerekir. Uçuk cinsel organlarda ise doğum sezaryen ile yapılır. Süt veren kadında uçuk varsa temizlik kurallarına dikkatle uymak gerekir. Çocukta uçuk ağızda şaft şeklinde çıkar ve ateş yapar. Bazen başka hastalıklarla birlikte görülebilir. En önemli örneği de zatürreedir. Tekrarlayan herpetik deri lezyonları genellikle tedavi gerekmez ancak çok sık tekrarlama olursa günümüzde uçuğa karşı çok etkili olan zoviraks adlı bir ilaç başarı ile kullanılmaktadır. Yenidoğan Aknesi Anneden geçen hormon etkisine bağlı, daha çok yanaklar, çene ve alında görülen bir akne vulgaris tablosudur. Daha çok erkek çocuklarda rastlanılır. Kısa sürede iyileşir. Genellikle tedavi gerektirmez. Uzun süre devam eden vakalarda lokal tedavi uygulanabilir. Kortikosteroid içeren deri merhemleri yeni doğanlarda kullanılmamalıdır. |
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| cocuk, hastaliklari |
| Konu araçları | |
|
|
| Desteklediklerimiz | |
| Reseller Hosting, Dedicated Server, ahosting.biz, ozmena Forum, TVPano Forum, Xyeni, Number1Forum | |