|
||||
| Sinema | Hava Durumu | Bloglar | Üye Albümleri | Gruplar | Referanslar | İstatistikler | Yasaklı Üyeler | Yerli Diziler | Yabancı Diziler |
|
|||||||
| Ana Sayfa | Forum | Üye Ol - Register | Yardım | Üye Listesi | Takvim | Arama | Bugünün Gönderileri | Forumları Okundu İsaretle |
| Sağlık Genel sağlık bilgileri |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu araçları |
|
|
#31 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Nikotin Bağımlılığından Kurtulma Tedavileri
Son yıllarda sigara bağımlılığından kurtulmak için çeşitli tedaviler denenmiş ve bu tedavilerin kişinin kendi başına sigarayı bırakmasına göre 2 misli etkili olduğu gösterilmiştir. Tedavide ilk hedef yoksunluk şikayetlerinin giderilmesidir. Bunlar 4 hafta kadar sürebilir ancak açlık hissi ve arama hissi 6 ay veya daha çok devam edebilir. Bu tedaviler genelde 6-12 hafta uygulanıp başlıca ikiye ayrılır: 1- İlaçlar A-Nikotin içerenler: Nikotin bandı, vücuda yapıştırılarak 24 saat boyunca kişiye nikotin sağlar. Yan etkileri sadece deride tahriş ve uykusuzluktur. Ancak kalp veya ülser rahatsızlığı olanlar doktor kontrolü altında kullanmalıdır. Nikotin bandı ile beraber fazla miktarda sigaranın içilmesi nikotin zehirlenmesine sebep olur, ve acil tedavi gerektirebilir. Nikotin sprey ve nikotin sakız ülkemizde bulunmamktadır ancak nikotin bantından daha üstün değillerdir; insanlara farklı kullanım seçenekleri sunması açısndan önemlidirler. B-Nikotin İçermeyenler: Amerikada bir süredir kullanılan ve yakınlarda İngilterede sigara tedavisinde kullanımına başlanan Bupropion bir antidepresan olup sigarayı arama hissini azaltır, bu etkisi depresyonu tedavi edici etkisinden bağımsızdır yani ilacın faydalı olması için kişinin depresyonda olması gerekmez. Yan etkiler ağız kuruluğu ve uykusuzluktan ibarettir. Bu ilac 300 mg. üzerinde kullanıldığında epileptik nöbetlere sebep olduğu bildirilmiştir. Sigarayı bırakmadan 1 hafta önce başlanıp 6-12 hafta kullanılır. 2- Bilişsel/Davranışçı Tedavi Bu tedavi bireysel veya grup halinde uygulanabilir. Kişinin nikotine bağımlılığının gelişmesinde ve devamında öğrenmenin önemi vurgulanır. Davranışçı tedavide kişiyi gün içinde sigara kullanımına iten faktörler; stres, arkadaş grubu, kişinin kendisine karşı olumsuz düşünceleri vd. bulunarak bunlarla sigarasız baş etmenin yolları aranılır. Tedavide kişi kendini içmediği durumlarda ödüllendirir. Başlangıçta yüksek riskli durumlardan tamamen kaçınılır, giderek bu durumlarla baş etmek için stratejiler geliştirilir. Bunun için kişiye özgü kullanım riskinin yüksek olduğu durumlarda nasıl davranılabileceği tedavide öğretilir. Ayrıca egzersiz, yürüyüşe çıkmak gibi yeni davranışlar ödev olarak verilebilir. Sigarayı Bırakmakta Faydalı Olduğu Düşünülen Tedavi Yöntemleri : Sigara grup tedavileri, Nikotin bandı, Bupropion, Egzersiz, Hipnoz |
|
|
|
|
|
#32 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Uyuşturucu Maddeler ve Etkileri
İnsanoğlu, fiziksel ve beyinsel işlevlerinin kendisini rahatsız eder bir niteliğe dönüşmesi ve bu rahatsızlık verici durumları ortadan kaldırmak istemesinin sonucu olarak uyuşturucu maddelerle tanışmıştır. insanlık tarihi boyunca ortaya çıkan hastalıklar ve bunların tedavisi ile ilgili çalışmalar, tıp ve eczacılığı geliştirmiş, çeşitli drog ve ilaçlar bulunarak tedavide kullanılmıştır. Bazı drogların amaç dışı kullanımında ortaya çıkan etkileri insanoğlunun hoşuna gitmiş ve bunlara da tıpkı ilk çağlardan beri kullanılan bitkiler gibi alışmış ve müptela olmuştur. Drogların tedavi dışı bu kullanımına , amaç dışı kullanım veya suistimal denir. Bazı droglar, kişisel ve duygusal gereksinimlerin drog olarak giderilmeye çalışılması nedeniyle psikolojik bağımlılık, bazıları ise hem psikolojik hem de uzun süreli kullanımlarda drogun kesilmesi durumunda yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması ile belirlenen, organizmada droga karşı gelişen, bireylerin sağlığı ve toplumun geleceği için tehlikeli olan fizyolojik bağımlılık yaparlar. Narkotik Maddeler Morfin türü ağrı kesici doğal, yarı yapay ve yapay drogların tümüne narkotikler, narkotik analjezikler veya opiyatlar denir. Narkotik terimi Yunanca “Narkotikos”kelimesinden gelir. Uyuşukluk, rehavet, miskinlik durumunu ifade eder. Farmakologlar narkotik drogları acı dindiren, hafifleten ve uyku veren maddeler olarak sınıflandırırlar. Ancak drogların hepsinin narkotik (uyuşturucu) özelliğe sahip olmadıkları da bilinmelidir. Örneğin, kokain uyarıcı, esrar halusinojen etkiye sahiptir. Yanlış bir tanımlama olmakla birlikte psikolojik ve fizyolojik bağımlılık yapan drogların hepsine uyuşturucu madde denmesi gelenek haline gelmiştir. Narkotik droglar merkezi sinir sistemi üzerine deprese etki göstererek acıyı dindirir, uyuşukluk ve uyku verirler. Narkotik drogların düzenli kullanımı daima korkunç sonucu olan fiziksel bağımlılığa götürür. Göz pupillalarında iğne başı kadar daralma, solunum yetersizliği, uyuşukluk gibi belirtiler görülürse morfin ve benzeri zehirlenmelerden şüphe edilebilir. Çoğu analjezik narkotiklerin kaynağı olan afyon sakızı, haşhaş bitkisinin kapsülünden elde edilir. Afyon sakızı renk olarak siyah-kahverengidir. Muhtevasında başlıca morfin, kodein, noskapin, papaverin, tebain ve mekonik asit bulunur. Ham afyondan elde edilen morfin tedavide ameliyatlarda kullanılır. Eroin, morfinin asetil klorür veya asetik anhidrid ile tepkimeye sokulmasıyla sentetik olarak elde edilir. Suda kolay çözündüğünden damara kolayca enjekte edilebilir. Ayrıca deri altına verilebilir ve buruna çekilebilir. Yüksek derecede psikolojik ve fizyolojik bağımlılık yapar. Bağımlılar arasında sıkça kullanılan uyuşturucu maddelerden bir tanesidir. Depresanlar Barbitüratlar, tedavide ağrı kesici, uyutucu, anestetik olarak ve kasılmalara karşı kullanılır. Genelde ağız yoluyla alınır. Uzun süre sıkca kullanımları fiziksel bağımlılık yapabilir. Uzun, orta ,kısa ve çok kısa olmak üzere etki süreleri farklıdır. Tıpta en çok kullanım alanı bulan barbitüratlar amobarbital, sekobarbital, fenobarbital, pentobarbital ve bütabarbital’dır. 2500 den fazla türevi vardır. Bunlardan 50 kadarı klinikte kullanılmaktadır. Sadece 12 tanesi uluslararası kontrol altına alınmıştır. Alkol, MSN üzerine depresen etki yapar. Adli açıdan kişinin ne miktar alkol aldığı ve bunun hangi miktarının dokularda bulunduğu önemlidir. Araç sürücülerinin alkollü olup olmadığının kontrolü için kanda, nefeste ve bazı koşullarda idrarda alkole bakılabilir. Benzodiazepinler, tedavide teskin edici, uyutucu ve adale gevşetici olarak kullanılır. Yasa dışı üretildiğine dair delil yoktur. Ancak yasal olarak üretilenler suistimal edilmektedir. Son olarak 33 benzodiazepin türevi uluslararası kontrol altına alınmıştır. Bunlar arasında en çok Flunitrazepam (Rohypnol-ROCHE), Clonazepam (Rivotril-ROCHE), diazem ve Klordiazepoksit suistimal edilmektedir. Halusinojenler Esrar, hint keneviri bitkisinden elde edilir. Esrar, değişen oranlarda kenevir bitkisinin çiçek veren tomurcuklu tepelerinden, sap ve yapraklarından, toz, plaka ve sıvı şeklinde hazırlanır. Esrar aktif maddeleri dişi ve erkek bitkinin her tarafında en çok reçine, çiçek ve yapraklarda bulunur. Tohumda bulunmaz. Kenevir bitkisi yaklaşık 400 madde sentezler. Bunların %60’ı kannabinoid yapılıdır. Esrar tütüne ya da tömbekiye karıştırılarak sigara veya nargile şeklinde içilebilir. Bir esrar sigarası en etkili tütün sigarasından daha çok kansere neden olan aktif maddeler içerir. Bazen bal, reçel veya lokuma konularak yutulabilir. Sıvısı damara ya da deri altına enjekte edilebilir. Halusinasyonlar, afrodizyak, uyutucu ve ağrı kesici etkilere sahiptir. LSD (Lysergide), bilinen halusinojenik maddelerin en önemlilerinden biridir. Lysergic asitten sentezlenir. Lysergic asit çavdar mahmuzundan türeyen bir maddedir. Çavdar mahmuzu (ergot) bazı çimen, çayır ve ağaçlara musallat olan mantar veya küfün bir tipidir. LSD’nin 25 mg’dan daha azı görsel halusinasyonlar için yeterlidir. Kesme şeker, bisküvi, emici kağıtlara damlatılarak, etken olmayan ilaç katkı maddelerine emdirilerek boş jelatin kapsül içinde çeşitli boyut, şekil ve renklerde tabletler halinde pazarlanır. Uyarıcılar Amfetaminler, sentetik olarak elde edilirler. MSN üzerine uyarıcı etki yaparlar. Fiziksel performansı yükselttiğinden günümüzde sıklıkla başvurulan bir doping maddesidir. Etkileri kokaine benzer. En sık rastlanılan tipi fenitilin, metamfetamin veya amfetamin+kloramfenikol içerebilen “CAPTAGON” adı altında satılan tablet formlarıdır. Kokain, koka ağacının yapraklarından özütlenir. Koka ağacı Peru kökenli bodur bir bitkidir. 1000-3000 m yükseklikte yetişir. 3-5 cm uzunluktaki yaprakları yılda birkaç kez toplanır. Yaprakları %0.6-1.8 arasında kokain içerir. Güçlü bir uyarıcı olan kokain, ağız yoluyla, kamış ile buruna çekilerek ya da sigara ile içilebilir. Koklama Kimyasalları Kimyasalların farklı bir gurubunu oluştururlar ve psikoaktif buharlar çıkarırlar. Bunlar modern uçak yapıştırıcıları, aerosoller, çakmak gazı ve kuru temizleme sıvısı yaygın kullanılan ürünlerdir. Bu kimyasallar MSN üzerine depresan etki yaparlar. Koklayanlar kalp, beyin hasarına uğrar ve özellikle halojenli solventlerin koklanması ölüm riski taşır. Koklama kimyasalları arasında en sık kullanılan ve karşılaşılan, çözücüsü toluen olan yapıştırıcılardır. |
|
|
|
|
|
#33 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Ne Kadar İçki İçmek Normaldir?
Günde 1-2 kadeh içki almanın kalp hastalığı riskini azaltabileceğine işaret eden bilimsel araştırmalar bulunmasına rağmen bazıları için alkol kullanımı kontrol edilemeyen bir saplantıya dönüşür. Sonuçları itibariyle alkol kullanımı geniş bir yelpaze oluşturur. Alkolü, seyrek olarak az miktarda problemsiz olarak kullanan pek çok insan olduğu gibi bu nedenle zaman zaman başı derde giren kişiler ve yelpazenin en ucunda alkosüz yaşayamaz hale gelen, bu yüzden hayatı felç olmuş insanlar vardır. Alkol; beyin, sinir sistemi, mide, sindirim sistemi, karaciğer, kemik iliği gibi hayati merkezler başta olmak üzere bütün vücudu etkiler. Etkinin şiddeti alınan alkolün miktarına ve sıklığına göre değişir. Alkolün neden olabildiği toplumsal, ruhsal, adli vb kötü sonuçlar bu sütunlara sığmayacak kadar fazladır. Alkol kullanımının tıbbi olarak kabul edilen normal sınırı günde erkekler için 2, kadınlar için 1 içkidir. Birim olarak 1 içki, kabaca, bir kutu yada şişe biraya, bir bardak şaraba ya da 45 ml’lik bir “tek” sert içkiye (votka, viski vb) eşittir. Bu şekilde hesaplandığında alınan içkinin türünün hiç bir önemi yoktur. Yani üç bira içmekle üç duble votka içmek aynı miktarda alkol alınmasını sağlar ve aynı etkiyi yapar. Dolayısıyla birayı bu bağlamda zararsız bir meşrubat gibi görmek anlamsızdır. |
|
|
|
|
|
#34 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Alkol Kullanımı Ne Zaman Problemdir?
Alkol kullanmanın problem haline dönüşmesi için kişinin sürekli alkol alıyor olması gerekmez. Kişi, zaman zaman kullansa da, alkol almaya bağlı olarak aşağıdaki problemlerden birisini dahi tekrar tekrar yaşıyorsa profesyonel yardımı gerektirecek düzeyde alkol kullanma problemi var demektir: 1. İşte, okulda ya da evde üstüne düşen görevleri tekrarlayıcı bir biçimde aksatma: Kişi alkol nedeniyle zaman zaman işe ya da okula gidemez ya da başarılı olamaz, okulu asabilir ya da bu yüzden ceza alabilir. 2. Fiziksel olarak tehlikeli durumlarda yineleyici biçimde alkol kullanımı: örneğin alkol etkisinde iken araba ya da makine kullanmak. 3. Alkol ile ilişkili ortaya çıkan yasal sorunlar: örneğin alkollü iken kavgaya karışıp göz altına alınma. 4. Alkolün neden olduğu ya da alevlendirdiği sürekli ya da tekrarlayıcı insanlararası sorunlar: örneğin alkollü iken eşle tartışmalara girmek ya da kavga etmek. Unutulmamalı ki bu durumlar kişinin alkol aldığı zamanların hepsinde değil bazılarında olabilir ama tekrar tekrar oluyorsa bu kişi içkinin zararlı sonuçlarını kontrol edemiyor ve alkolle başı dertte demektir. Bu duruma tıpta “alkol kötüye kullanımı” adı verilir. Fazla miktarlarda ve uzun süre, sık sık ya da sürekli alkol aldığı halde yukarıdaki problemleri yaşamayan insanlar da vardır. Bunların uzun vadede alkole bağlı tıbbi problemler geliştirme riskleri fazladır. Bu duruma “problemli alkol kullanımı” denilir |
|
|
|
|
|
#35 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Alkolik Kime Denir?
Alkolizm deyince bir çok insanın zihninde, parklarda ispirto şişesine sarılıp sızan ağır alkol bağımlıları canlanır ve kolayca kendilerinde “alkol problemi olmadığını” söylerler. Bazı kişilerde alkol kullanımı ileri boyutlarda problemlere yol açar. Aşağıdakilerden en az üçü varsa alkol bağımlısı tanısı koyarız: 1. Niyetlendiğinden daha fazla miktar ve sürede alkol almak. Örneğin kişi bir bardak içmek için başlar, ama bir şişe bitirmeden kalkamaz. 2. Kişi bırakmayı istediği ya da defalarca bırakmayı denediği halde yeniden içmeye başlar. Zaman zaman bir kaç gün ya da ay içmeyebilir. Bunu ‘istediği zaman bırakabildiğinin’ kanıtı olarak göstermeye çalışabilir. 3. İçkiye fazla vakit ayırır. Bazıları gün içinde kimseye farkettirmemeye çalışarak içebilir. 4. İçki içmeye fırsat bulamadığı sosyal faaliyetleri, hobileri, başka zevk verici aktiviteleri azaltır ya da terkeder. 5. Alkole bağlı ya da alkolle artan fiziksel (karaciğer hastalığı, yüksek tansiyon, gastirit vb), ya da psikolojik (depresyon, annksiyete, uyku bozukluğu vb) problemler yaşamasına rağmen içmeye devam eder. 6. Aynı etkiyi almak için içtiği miktarı arttırır ya da başkaları için çok sayılacak miktarlarda içtiği halde etkilenmez (bunu, yanlış olarak iyi bir şeymiş gibi, alkole dayanıklı olduğunun kanıtı olarak öne sürebilir). 7. Alkol almadığı zaman titreme, terleme, çarpıntı gibi şikayetler yaşar. |
|
|
|
|
|
#36 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Alkolik Olduğumu Nasıl İtiraf Ederim?
Öncelikle buna karar vermek gereklidir. Bir çok alkoliğe çevresi, hatta doktorlar tarafından alkolik olmadığı, tek ihtiyaç duyduğu şeyin biraz daha irade gücü, çevre değişikliği, istirahat ve yeni hobiler olduğu söylenmiştir. Zaten alkolikler de alkol problemi olduğunu inkar etme eğiliminde olduğu için bu yorumları severek kabul eder. Ama zaman içinde artan problemler gerçeği ortaya çıkarır. Bir çok kişi alkol karşısında aciz olduğunu ve yenik düştüğünü itiraf edene kadar korkunç deneyimler yaşar, maddi ve manevi büyük kayıplara uğrarlar. İnsanlarla ilişkileri bozulur, çalışma hayatları alt üst olur, ruhsal çöküntü yaşarlar. Oysa bu kadar ağır bir bedel ödemeden, alkol içmeyi kontrol edemediğinin farkına varıp yardım arayışına girmek en iyisidir. |
|
|
|
|
|
#37 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Botoks Bağımlılık Yaratıyor
Bir kez botoks yaptıranlar yaşlanmanın yol açtığı fiziksel değişiklere daha fazla kafa yormaya başlıyor ve uzmanlara göre bu tedavinin bir nevi bağımlısı haline geliyor. Son yıllarda estetik cerrahinin kırışıklıklara karşı en sık başvurduğu yöntemlerden olan botoks bağımlılık yapıyor. İngiltere’deki Plastik Cerrahlar Derneği’nin yaptığı araştırmaya göre bir kez botoks yaptıranların yüzde 40’ı kendilerini bu tedaviye devam etmeye zorunlu hissediyor. Botoks araştırmasının sonuçları bu kişilerin ruh halini anlatması açısından da çarpıcı. Zehirli bir bakteriden elde edilen protein toksininin enjekte edilmesi sonucu yüz kaslarını bir süreliğine paralize ederek genç görünmeyi sağlayan botoks yaptıranların yüzde 50’si yaşlanmak konusunda çok daha endişeli hale geliyor. Zira bir kez botoks yaptıranlar yüzlerinde gözle görülür bir fark oluştuğunu farkediyor, bir kez daha yaptırmazlarsa da yaşlı görünecekleri fikrine kapılıyor. Botoks yaptıranların yüzde ellisi bu yönteme başvurdukları için kendilerini eleştirenlere kızgın olduklarını da ifade ediyor. Uzmanlar botoks tedavisinin bir nevi bağımlılık yaratmasında botoks iğnesi kullananların sadece genç görünmekle kalmayıp, psikolojik olarak kendilerini genç hissetmelerinin de etkili olduğu görüşünde. Son yıllarda botoks yaptıranların sayısında rekor derecede artış yaşandığına dikkat çeken uzmanlar, hamilelerin, bebeklerini emzirenlerin, ve nörolojik rahatsızlıkları olanların bu tedaviye başvurmaması gerektiğini vurguluyor. |
|
|
|
|
|
#38 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Müşteri İlişkilerinde Bağımlılık
İnsan doğası öyledir ki ya bir şey yaptığı zaman ya da kendisi için bir şey yapıldığında bağlanır ve kendisini borçlu hisseder. Uzağınızda duran bir insanla aranızda bağ oluşturacak hiçbir sözcük yoktur. Bir şey istemeyi öğrenin. Satıcıların çoğu karşısındakini müşteri olarak gördükleri için vermeye , anlatmaya ve açıklamaya formatlanmış gibidirler. Müşteriye bu şekilde davranarak, gereksiz bir rol modellemesine sokarlar. Normal bir iletişim süreci başlayacakken “ tabii efendim , nasıl arzu ederseniz “ gibi cümlelerle bir taraf oluştururlar. Müşteriyi , isteyen , talep eden , haklı olan bir kalıba girmeye zorlarlar. Karşısında eğildiğiniz bir insan o saygıyı hak etmek için dikleşir. Bir şey isteyin. Lütfen şunu uzatırmısınız , lütfen şunu okurmusunuz , rica etsem 2 dakika bekleyebilir misiniz… Bir arkadaşınızla ilişkinizi kesmeye karar verdiğinizde bunu gerçekten de isteseniz dahi kolay kolay yapamazsınız. Nedeni, onun için yaptığınız ve sizin için yapılanların bir bağımlılık ve borç ilişkisine dönüşmesidir. Bir şey isteyin ve bu ilişkiyi başlatın. |
|
|
|
|
|
#39 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Ağrıkesiciler Bağımlılık Yapabiliyor
Denizli Devlet Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Okan Bölükbaşı, Türkiye’de son 20 yılda ağrı kesici kullanımının hızla arttığını belirterek, “Ayda ortalama 20 ve üzerinde ağrı kesici hap tüketen bir kişinin ağrı kesici bağımlısı haline gelmiş olduğunu söyleyebiliriz” dedi. Türkiye’de reçetesiz ilaç satışının yaygın olduğunu ifade eden Doç. Dr. Okan Bölükbaşı, “Aslında ilaçları zehirden ayıran şey miktardır. Yüksek dozda alınan hemen hemen tüm ilaçlar hayati tehlikeye bile yol açabilir” dedi. Günlük hayatta daimi baş ağrısı çeken ve dikkat gerektiren bir işte çalışanların ağrı kesici ilaç aldıktan sonra bir kahve veya çay içebileceğini, bunun da kişiyi iyi hissettirebileceğini belirten Bölükbaşı, “İlaç alındıktan sonra ağrı azalmış olabilir. Kahvedeki kafein, ağrının azalmasında etkili olmuş ayrıca kişinin dikkatini de artırmıştır. Ancak ağrı pusudadır ve ilacın etkisi geçince yeniden kendini gösterecektir. Kişi yine ilaç alma ve böylelikle kendini iyi hissetme yoluna girerse, o kişi ağrı kesici bağımlılığı için muhtemel bir adaydır” diye konuştu. Ağrı kesicilerin yanlış kullanımlarda zararlı olabileceğinin altını çizen Doç. Dr. Bölükbaşı, “Kronik ağrı yakınması olan kişiler, uygun tedaviye başlamadıkları zaman sürekli ağrı kesici kullanma yoluna gidebilir. 2 yıldan fazla süreyle ayda ortalama 20 ve üzerinde ağrı kesici hap tüketen bir kişinin ağrı kesici bağımlısı haline gelmiş olduğunu söyleyebiliriz. Ağrı kesici kullanımında en büyük zararı, mide, oniki parmak bağırsağı ve böbrekler çeker. Mide ve böbrek dokuları hasarı sonunda ölümcül kanama ya da böbrek yetmezliklerine kadar gidebilir” dedi. En büyük tehlikenin, kişinin farkında olmadan bir ağrı kesici bağımlısı olması olduğunu kaydeden Bölükbaşı, “Uzun süre uygun tedavi uygulaması yapılmayan migren ya da gerilim tipi baş ağrılarında kişi, kolaylıkla ağrı kesici müptelasına dönüşebilir. Bunda bazen doktorların da kusuru vardır. Baş ağrılarının bir nörolog tarafından mutlaka görülmesi, uygun biçimde incelenerek ne tür baş ağrısı olduğu yönünde bir karara varılması gerekmektedir. Teşhis konulmadan bir ağrı kesici reçetesi yazılırsa olay bir trajediye dönüşebilir. Kişinin uyku düzeni ve cinsel yaşam niteliği bozulabilir. Durum artık bir tıbbi sorunlar yumağı haline gelmiştir ve tedavi hem hasta hem de hekim için artık çok zordur. Bu şekilde sonuçlanmış vakalarda ağrı kesiciler tamamen yasaklanır ve hastanın tedaviye uyumunu artırmak ve kısmen de bu duruma gidişte rolü olabilen ev içi sorunlar, sorumluluklardan uzaklaştırmak için kişi hastaneye yatırılır” şeklinde konuştu. Gün geçtikçe ilaç bağımlılığın giderek artacağını açıklayan Doç. Dr. Bölükbaşı, “Sorun şu anda kronik ağrı hastalarının yaklaşık yüzde 5-10′unu ilgilendiriyor ancak bu oranlar artacak gibi görünüyor. Halk bu konu hakkında bilgilendirmeli, doktorlar daha dikkatli olmalı ve kronik ağrısı olan hastalar mutlaka uygun biçimde incelenerek nihai tanı konulmalı, akılcı ve doğru tedavi planlanmalıdır” dedi. |
|
|
|
|
|
#40 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() User ID: 13
Giriş Tarihi: 30-10-2006
Mekan: TÜRKİYE
Yaş: 39
Mesajlar: 3,240
Sinema/Movie : 3
Ruh Halim:
|
Çocuklarınız Internet Bağımlısı mı?
Çocukların çevrimiçi ortamda geçirdikleri zaman çoğu ebeveyn için sorun yaratabilir. Ebeveynler, Web'in çocukları için yeni eğitim fırsatları sunan heyecan verici bir dünya olduklarını düşündükleri için ilk başta evlerinde Internet bağlantısı olmasına sıcak bakmışlardı. Ancak çoğu ebeveyn, çocuklarının Internet'i ev ödevleri veya araştırma için kullanmadığını fark etti. Bunun yerine, çocuklar arkadaşlarıyla anlık ileti gönderip alarak, çevrimiçi oyunlar oynayarak veya sohbet odalarında yabancılarla konuşarak saatler geçirmeye başladı. Çocukların hayatında eğlence ortamıyla diğer etkinlikler arasında sağlıklı bir denge kurabilmek ebeveynler için her zaman gerçekleştirilmesi zor bir hedef olmuştur. Internet, bu zorluğu daha da artırmıştır. Internet iletişimi ve etkileşimli oyunlar bazı çocukları o kadar bağlar ki çevrimiçi ortamda geçirdikleri zamanı fark edemezler. Çocuklarınızın Internet kullanımı ile diğer etkinlikler arasında sağlıklı bir denge kurmasına yardımcı olmanın bazı yolları aşağıda verilmiştir. Çevrimiçi ve çevrimdışı geçirilen zamanı dengelemeye yönelik ipuçları • Internet bağımlılığı belirtilerini arayın. Çocuğunuzun Internet kullanımının okuldaki performansını, sağlığını, ailesiyle ve arkadaşlarıyla ilişkilerini etkileyip etkilemediğini kendinize sorun. Çocuklarınızın çevrimiçi ortamda ne kadar zaman geçirdiğini belirleyin. • Yardım alın. Çocuğunuz Internet bağımlılığı belirtileri gösteriyorsa, profesyonel bir danışmana başvurun. Saplantılı Internet kullanımı, depresyon, öfke ve özgüven eksikliği gibi başka sorunların belirtisi olabilir. • Kendi çevrimiçi alışkanlıklarınızı inceleyin. Kendi Internet kullanımınız diğer etkiliklerinizle dengeli mi? Unutmayın, çocuğunuzun örnek alacağı ilk kişi sizsiniz. • Internet kullanımını yasaklamayın. Çoğu çocuğun sosyal hayatının önemli bir parçasıdır. Bunun yerine, çocuklarınızın çevrimiçi olarak ziyaret edebileceği sitelere ve neler yapabileceklerine yönelik Internet kullanımıyla ilgili aile kuralları belirleyin ve bu kurallara uyulmasını sağlayın. Bu kurallar şunları içerebilir: her gün belirli bir süre çevrimiçi olma; ödevleri bitirinceye kadar Internet'te gezinememe veya anlık iletileri kullanamama; sohbet odalarına veya çevrimiçi yetişkin içerikli sitelere girememe. • Bilgisayarı açıkta tutun. Bilgisayarı çocuğunuzun odasına değil, evin ortak kullanım alanlarından birine kurun. • Bir denge kurun. Çocuğunuzun diğer etkinliklere katılmasını destekleyin ve teşvik edin — özellikle de, diğer çocuklarla zaman geçirmesini sağlayın. • Çocuğunuzun çevrimdışında sosyalleşmesine yardımcı olun. Çocuğunuz yaşıtlarına karşı utangaç veya çekingense, onu sosyal beceriler dersi almaya teşvik edin. Çocuğunuzu bilgisayar dersleri veya hobi grupları gibi ortak ilgi alanları olan diğer çocuklarla tanışabileceği etkinliklere özendirin. • Çocuklarınızı izleyin. MSN Premium hizmetindeki ebeveyn denetimleri gibi, Internet kullanımını izleyen ve kısıtlayan yazılımları araştırın. Filtreleme ve izleme araçları kullanışlı olmalarına karşın, bu araçların deneyimli bir bilgisayar kullanıcısı tarafından devre dışı bırakılabileceğini unutmayın. Nihai amacınız, çocuklarınızın Internet'te kendine hakim olma, disiplin ve sorumluluk gibi beceriler geliştirmesine yardımcı olmaktır. • Alternatifler sunun. Çocuğunuz yalnızca çevrimiçi video oyunlarıyla ilgileniyorsa, en sevdiği oyunla ilişkili çevrimdışı bir etkinlik önerin. Örneğin, çocuğunuz fantezi rol oyunlarını seviyorsa, onu fantezi kitapları okumaya teşvik edin. |
|
|